Tin ve Ten

4/1/2008 - "adın aşk'tı senin"

Girdin içeri, kopkoyu bir karanlıktan; hani beni ilk öptüğündeki gibi. Onca yıl bir tek şiiri biriktirmişsin de onu fısıldamışsın gibi, bir tırtıl kozasından çıkmış da sanki onun sesini duyar gibi, bir kelebek bir çiçeğe konmuş da biz o sese şahit olmuşuz gibi…

 

Dünler de; avuçların karanlıkları topladı, dehlizlerin kesif koyuluklarında, kokusu kırık bir karanfili senden kokladılar, bir gülü hep içinde sakladın… Suskun bir çığlık gibi dönedurdu içinde yalnızlığın burgusu.

 

Gündür biter, yıldır geçer, kayıp gider ellerinden mahrem geceler kalbinden bir çıtırtı bile duyulmaz, sesler haramdır, kışlar helal… Zamanla anlamışsındır; ömür: kötü bir alışkanlıktır ve ıssızlığı da alışılır.

 

Sessizce çıkılır merdivenlerden karanlıktır, sessizce açılır kapı, içerde uzun bir fısıltı, gün boyu seni beklemiştir yalnızlığın; çıkarır bütün giysilerini, karaladığın kireç duvarlar bıraktığın gibidir yaralı, odalar bir gün önceden daha dardır, sığamazsın, büzülürsün yalnızlığınla koyun koyuna. Ahh bir gece çekse kollarını, sırtından bıçaklayacağım dersin kim bilir kaç yemin ve kaç öfkeyle ama zamanla anlamışsındır; ömür: kötü bir alışkanlıktır, kanından çıt çıkmaz!

 

“Sokaklar uzar, kent uzar, yürü yürü bitmez    kendine dolanan yollar, sana yanmamış seni yakmamıştır bir kez daha ışıklar, sadece ayakların yanar, ruh biraz daha düşerken uçurumdan, dilinde gerisini hatırlayamadığın dizelerde ki koca bir çiviye takılmıştır hayat; sökülür ilmiğinden, zamanla anlamışsındır: ömür: aşk diye bir düğümü yoksa eğer çeksen kopar bir iptir örgüsünden. “

 

Sonra cevabını bilemezsin, işkencedir hep aynı soru;

 

-          Beni aşk diye kim bekler?

 

Oysa bugün; koşarak çıktım merdivenlerden kaderimi değişti bu evin, kapıyı hiç bilmediğim bir sevinçle; açıl susam açıl bir sihirle açtım, işin aslı sen bugün bütün kilitlerimi hani o çocukluğumuzdaki evcilik oyunlarındaki gibi şıngır mıngır diye açtın.

 

Burada olsaydın sana bahardan renklerden, çocukluktan ve aşktan yapılmış en az sen kadar parlak ki şimdi sen Süreyya ya belkız hangi yıldızsın seçemiyorum ama en az onlar kadar ışıl; sulardan ve o suların çağlayanlarından dökülen köpükleri kadar pırıl ve sarıl sarıl bitmez bir hoş geldin demek isterdim.

 

Ey aşk hoş geldin, sen bana aşk geldin.. Artık coğrafya kitaplarına da yazılmalı, çöller işte böyle de yeşerir, buzullar işte böyle de erir..

 

Seninle daha iyi anladım zaman hızlıymış ne çıkar; ömür: eninde sonunda sadece aşka çıkar… Şimdi kanımda gürül gürül bir çıtırtı.

 

Hadi, gir içeri. Yeni bir milattır bu; “adın aşk senin”

 

Saat: 10:57

 

Aslı Filiz

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

19/6/2007 - - Nereye kadar dayanacaksın?

Kategori: Denemelerim

- Nereye kadar dayanacaksın?

- Bilmiyorum.

- Offffffff... Ne bu yaaa! İnsanlık dışı!

- Çocuklarım, çocuklarım neredeler?

- Merak etme, onlar iyiler...

- Seslerini duyabilir miyim?

- Şu an imkansız, burada telefon çekmiyor.

- Dışarı çıkıp onları arar mısın?

- Az önce aradım, iyiler dedim ya!

- Nefes alamıyorum, doktoru çağırır mısın?

- Biraz önce buradaydı, sen de duydun yapacak bir şey yok.

- Uyutsunlar beni o zaman... Sonsuza kadar uyumak istiyorum.

- İlaç verdiler ya, birazdan uyursun.

- Bir sigara içebilseydim...

- Mümkün bu sence? Hastanedeyiz...

- Gitmek istiyorum, çocuklarım nerede?

- Sabah gideceğiz. Hemşireyi çağırsam, yüzünü silseler biraz izin versen?

- Çok acıyor, istemiyorum

- Ama çok kötü görünüyor, kuruyunca daha zor çıkacaklar. Ben sileyim, olmaz mı?

- İSTEMİYORUM, İSTEMİYORUM, İSTEMİYORUM ! DOKUNMAYIN BANA!

- Tamam, peki, tamam. Bağırma, lütfen bağırma. Sakin ol...

- Sigara bul bana.

- Tamam, benim yanımda yok, gönderdim birini alıp getirecekler, söz...

- Ne zaman gelecek?

- İzin versen, dudağın çok kanıyor hala, dikiş atsalardı bari. Konuştukça, ağzının kenarı açılıyor iyice, en azından orayı diktirsek?

- Hayır, hayır.. KİMSE DOKUNMASIN BANA!

- Ağlama, tamam. Kimse dokunamaz sana, ben yanındayım.

- Her tarafım acıyor, çok ağrım var. Ayna var mı?

- Hayır, yok.

- O zaman resmimi çek, görmek istiyorum.

- Ne yapacaksın ki görüp? Ben görüyorum, anlatırım sana.

- Nefes alamıyorum. Burnuma bir damla damlatsalar bari.

- Söyledi ya doktor, burnun kırık. Nefes alamazsın böyleyken, üzgünüm.

- Sigara da getiren olmadı. Sen yalan söyledin bana!

- Hayır, getirecekler, gönderdim birini, gerçekten doğru söylüyorum.

- Çocuklarım... Kızlarım... Kızlarımı istiyorum, kızlarım, canlarım...

- Ben gidip arayayım çocukları, tamam mı?

- Ya çocuklarımın yanına giderse?

- Gitmez, niye gitsin ki? Hem, sonuçta babaları, gitse de onlara zarar vermez...

- Annemmm, çok canım yanıyor annem...

- Tamam, ağlama... Ne olur ağlama...

- Anlayamazsın ki beni... Yaşamadan anlayamazsın... Allah'ım sana yaşatmasın...

- Tamam ablacığım, ağlama lütfen, geçecek, hepsi geçecek...

- Saçlarım, saçlarım niye böyle oldu?

- Bir şey yok saçlarında, sadece kan olmuş ve kanlar kurumuş. Yıkarız yarın, geçer (ya ruhundakiler, onlar da yıkayınca geçer mi?)

- Çok üşüdüm, tişörtümü ne yaptınız?

- Kestiler... Zaten giyilebilecek durumda değildi. Başından çıkaramayınca kesip çıkardılar. Ben sana yeleğimi vereyim, onu giy üzerine...

- Ama o tişörtü çok seviyordum. Telefonlarım nerede?

- Telefonların  kayıp, bilmiyoruz nerede olduğunu. Arabada olabilir. Ama araba da o'nda... Bırak şimdi, nereyi arayacaksan benimkinden ara...

- Annemi ara, sesini duymak istiyorum. Çocuklarım, çocuklarımı istiyorum.

- Annem, çocukların yanında ya... Birlikte geldim ya ben annemle, hatırlıyor musun?

- Evet, hatırlıyorum. Uykum var benim. Ne zaman bitecek bu serum? Kolumda o takılıyken uyuyamıyorum. Nefes alamıyorum, buradan gitmek istiyorum!

- Sabah olmak üzere, gideceğiz az kaldı. Hadi biraz uyu sen. Ben de artık konuşmayacağım, üzerini de örtelim, üşüme.

 

 

 

 İç sesim... Sus ne olur, sus... Tanrım! Yüzüne bakmaya yüreğim dayanmıyor ki, güç ver bana...

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/6/2007 - - . -

Kategori: Siirlerim

 

Yuvarlak hazin bir duman

gidişin... Yankılanan; hû

seviştiğimiz duvarların

sessiz ve vahşi çığlığı

cehennem girdabı

Kutsalın sızısı

suretin hasılı

.

.

"tütün ve yaranın birleşmesi

 yoklukta varlığın hiçleşmesi"

.

.

Adım; üstüme iftirayken

cüzzamlı aşkım yüzümde

kadeh artığı büyüde

yüreğim lâl Tanrısı

ruhum acemi

yolum patika

 

 

-yoksun-

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/6/2007 - -sevgili-

Kategori: Oyalanmalarim

Varlığının soluğu henüz üstümdeyken, bir anlık irkilme ile uzaklığının serin rüzgârı savurdu…

 

Düşüm düşüne düştü… Varlık sınavı ile yokluğun irkintisi hâr içinde buzul kırmak sanki. Bir elim sende, öbür elim beni vurmakta. Giderken de kalınırmış!

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

asl'ının ayn'ıdır...

Kategoriler

Arkadaşlarım

• bülent pınarbaşı
• Kâmuran Esen
• karanlikpencere
• birseyvar
• chatty